
Konya Çullama dedin mi, köy yerinde herkesin ağzı sulanır. Bu yemek öyle her gün sofraya gelen cinsten değil; daha çok bayram sabahı, misafir gelişi ya da harman sonrası yapılır. Çullama, unla, yumurtayla, yağla yapılan; doyurucu, bereketli, “yiyenin sırtı yere gelmez” denilen eski zaman yemeğidir.
Eskiler çullamaya “fakir yemeği” de derdi ama fakirlikten değil, sadeliğindendir. Malzemesi azdır ama lezzeti boldur. Tencerede ya da sac üstünde pişti mi, kokusu bütün evi sarar, komşu kapıya dayanır.
Çullama, aslına bakarsan yumurtalı hamurun kızgın yağda pişirilmiş hâlidir. Kimi yerde kaşık dökmesi gibi yapılır, kimi yerde yufkaya benzer açılır. Üstüne bal döken de vardır, yoğurtla yiyen de… Her evin çullaması biraz kendine göredir.
Köyde “çullama yaptık” dendi mi, sofraya kalabalık çağrılır. Çünkü tek başına yenmez bu yemek; paylaşmadan tadı çıkmaz.
Önce bir tasın içine un elenir. Ortası havuz gibi açılır, içine yumurta kırılır. Bir çimdik tuz atılır, azar azar su koyup ele yapışmayan bir hamur yoğrulur. Hamur ne çok sert olacak ne de cıvık; kulak memesi derler ya, işte öyle.
Hamur dinlenince ya elde koparılıp yağın içine atılır ya da incecik açılıp parça parça kesilir. Sacda, tavada ya da bakır tencerede kızgın yağda pembeleşene dek pişirilir. Çıkar çıkmaz üstüne bal gezdirilir, bazen de sarımsaklı yoğurt dökülür.
Çullama en çok İç Anadolu’da bilinir. Konya köylerinde, Karaman tarafında, Yozgat ve çevresinde sıkça yapılır. Her yöre kendi usulünü katar. Kimi tatlı yapar, kimi tuzlu. Ama adı değişmez: Çullama, çullamadır.
Eskiler der ki:
“Çullama pişti mi, ev şenlenir.”
Gerçekten de öyledir. Hem karnı doyurur hem gönlü. Bugün az bilinse de köy mutfağının en kıymetli yemeklerinden biridir.
İlk yorum yazan siz olun.